JoomlaLock.com All4Share.net

BU DA OSMAN’IN YERİNE!

Bu da Osmanın Yerine

Bu Da Osman'ın Yerine - Sâlik-i İrfan

Sayı : 111 - Mart 2017

 

Bu Da Osman'ın Yerine

 

Hamd ve senalar âlemlerin Rabbi olan, Kâdir-i Mutlak olan, Halim ve Seriyy-ul Hisâb olan Mevlamıza… Cenabı Mevlamız mutlak kudret sahibi fakat aynı zamanda Halîm (Cezalandırmayı erteleyen) ve nihayetinde Seriyy-ul Hisâb (Hesabı çabuk gören)… 

(Hadiselere Mevlamızın isimleri çerçevesinden baktığımızda fotoğraf daha bir netleşiyor. Ebu Bekir (ra) efendimizin kendisine eziyet edenlere aldırmayıp “Rabbim, ne kadar Halîmsin!” diye dua etmesi gibi.)

Binler salât ve selam ise sahibimiz, şefaatçimiz, Efendimiz Muhammed Mustafa (sav) Hazretleri’ne olsun. Elhamdulillah, ümmetine çok düşkün bir Efendimiz var. O’na ne kadar salat-ü selam etsek az.

Çok hızlı değişimler yaşıyoruz. Çinlilerin “Tanrı seni geçiş dönemlerinde yaşatsın!” şeklinde bir bedduaları olduğu söylenir. İran’ın (sözde) İslam devrimi, SSCB’nin Rusya’ya dönüşümü, ABD’nin zirveden yıkılışa evrilmesi, Avrupa Birliği’nin dağılış sürecine girmesi, başta Suriye ve Irak olmak üzere İslam dünyasındaki katliamlar… birçok sosyal, siyasi geçiş dönemi örnekleri dünya ölçeğinde yaşanıyor. 

Ülkemizde ise 1980 darbesindeki “Bizim çocuklar başardı.” günlerinden 15 Temmuz’daki “Bizim çocuklar başaramadı.” günlerine dek çok şey yaşadık. Örtük ya da açık tehditlerle, seçilmiş hükümetlerin yönlendirilmek, düşürülmek istendiğini gördük. Bu süreçte Türkiye’nin geçmişi ile barıştığı, inanç değerleri ile kucaklaştığı zamanlara geldik. Dün, üniversitelerde başörtüsü mücadelesi tartışılırken bugün, bütün okullarımızda, resmi dairelerde inanç özgürlükleri elde edildi. 

IMF’ye borçlarını ödemiş, 3 milyon 500 bin Suriyeli mülteciye bakabilen, kimi yapay krizlere rağmen ekonomisi büyüyen-güçlenen bir Türkiye var. DAEŞ, PKK veya PYD’yi kullananlar bilmeyerek bizim güçlenmemizi sağlıyorlar; çünkü şu bir gerçek: “İnsanın belini kırmayan darbeler ona güç verir.”

En son darbe girişimi 15 Temmuz, CIA-MOSSAD beslemesi FETÖ’nün son kullanma tarihi idi. Hamd ve senalar olsun Rabbimize ki bu milletin kalplerini birleştirdi-güçlendirdi ve milletin mayasındaki cesaret ortaya çıkarak hainler püskürtüldü. 

Algı operasyonları var; kimi mağdurlar var, bir taraftan da mağdurları oynayan FETÖ’cüler var. Bunlar da aşılacak, dedik ya geçiş dönemleri her zaman sancılı olur. Toplumda kimileri nasihatle, kimileri de musibetle Allah’a dönecek; çünkü Mevlayı Müteal olan Rabbimizin bu toplumdan bir muradı var. Tarihe baktığımızda İslam’ın bayraktarlığını yapmış olan bu millet, bugün aynı göreve yeniden aday. Orta Asya Türk toplumları ya da Endonezya’dan Afrika’nın içlerine kadar ümmetin tüm yetimleri bu ülkeye bakıyor. Umuyoruz diriliş ve asla dönüş süreci uzun sürmez; çünkü sahipsiz kalan ümmete her türlü sömürü ve zulüm reva görülmekte. 

Evet, ashabı kiram efendilerimizden Hz. Osman (ra) efendimizin hayatından paylaşımlarımızda Hicret sonrası Medine günlerinde idik. Geçen yazımızda Medine’de Yahudilerin pazarlarına alternatif olarak Efendimizin (sav) müslümanlara pazar yeri açtırdığını nakletmiştik. Yahudilerin en meşhur şair ve savaşçılarından biri olan ve ilerde müslümanlar tarafından yaptığı ihanetlerin bir karşılığı olarak öldürülecek olan Ka’b b. Eşref’in bir gece adamlarını da yanına alarak müslümanların pazar olarak kullandıkları çadırı yıkmak için harekete geçtiklerini, gecenin karanlığından istifade ederek önce çadırın iplerini kesip sonra orayı ateşe vererek bu çarşıyı yıktıklarını aktarmıştık. 

Efendimiz (sav) sabahın erken saatlerinde bu durumdan haberdar olunca, herkesin öfke ile ellerini sıktıkları bir zamanda tebessüm ettiğini, sahabe merakla bu tebessümün sebebini sorduklarında Efendimiz’in (sav), “Yaptığımız bu iş Yahudileri kızdırdı. Demek ki biz doğru bir iş yapmışız. Bundan sonra kendi çarşımızı öyle bir yere taşıyacağız ki onlar bu sefer daha fazla kızacaklar.” diye buyurduklarını ve daha büyük bir yere yeniden çarşı kurduklarını da ifade etmiştik.

Osman efendimizin Hicret sonrası hayatında, hanımı Rukiyye annemizin hastalığı ve vefatı nedeniyle Bedir Savaşı’na katılamayışı fakat katılmış gibi ganimetten pay verilmesi de dikkat çeken bir husus idi. Buradan hareketle ulema, savaşmanın değil Efendimiz’e (sav) itaatin üstün olduğunu dile getirmişlerdir; çünkü Hz. Osman, Efendimiz’in (sav) emri üzere geride kalmıştır.

Önemli bir husus da Uhud Savaşı’nda Osman efendimizin durumudur. Okçular Tepesi’ndeki müslümanların hatası yüzünden İslam ordusunun bozguna uğraması nedeniyle Osman efendimize ve dağılarak Medine’ye dönen Müslümanlara ithamlarda bulunulmuştur. Oysa Cenabı Mevlamız mübarek kelamıyla onları bağışladığını buyurur: “İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim’dir.” (Ali İmran 155) 

Sonraki günlerde Hz. Osman (ra), Uhud Gazası’nda Peygamberimiz’in (sav) vefat haberinin yayılması üzerine duyduğu üzüntüyü zaman zaman hatırlayacak ve o sırada çektiği ıstırabın şiddetini de dile getirecektir

Yine sonraki dönemler bu konuda Osman efendimize ithamda bulunanlara gereken cevaplar da verilmiştir. Osman İbnu Abdillah İbnu Mevhib anlatıyor: “Mısır ehlinden biri geldi, hac yapmak istiyordu. Oturan bir grup gördü ve: “Bunlar da kim?” dedi. “Kureyşliler!” denildi. “Aralarındaki yaşlı zat da kim?” dedi. “Abdullah İbnu Ömer (ra)” denildi. (Abdullah’a yaklaşarak:) “Sana bir şey soracağım, bana ondan haber ver. Hz. Osman, Uhud günü (savaş meydanından) kaçmış mıydı, biliyor musun?” diye sordu. O da: “Evet!” dedi. “Onun Bedir’de kaybolduğunu ve savaşta hazır bulunmadığını da biliyor musun?” diye sordu. “Evet!” dedi. Adam bu cevap üzerine: “Allahu Ekber!” deyip döndü.

Abdullah İbnu Ömer (ra) adamı çağırdı, “Gel!” dedi, sana açıklayayım: “Uhud’daki çekilmelerine gelince: Şehadet ederim ki, Allah onu affetti, mağfirette bulundu. Nitekim Allah Teâla Hazretleri, haklarında şu ayeti indirdi: “İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim’dir.” (Ali İmran 155) 

Bedir’deki kayboluşuna gelince: Onun nikahı altında Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kerimeleri Rukiyye (ra) vardı ve hasta idi. Aleyhissalatu Vesselam kendisine: “Rukiyye ile kal. Sana Bedr’e katılan bir kimsenin sevabı ve (ganimetten alacağı) pay var!” buyurdu. (O da bu istek üzerine kaldı). 

Bey’atu’r-Rıdvan’daki kayboluşuna gelince: Eğer Batn-ı Mekke’de ondan daha aziz biri olsaydı, (Rasulullah), yerine onu gönderecekti. Aleyhissalatu Vesselam, Mekke’ye onu gönderdi. Bey’atu’r-Rıdvan, Osman (ra) Mekke’ye gittikten sonra akdedildi. Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm, Bey’at akdi sırasında sağ elini sol eli üzerine koyarak: “Bu da Osman yerine!” buyurdular. Rasulullah Aleyhissalâtu Vesselâm’ın sol elinin Osman için hayrı, onların sağ elinin, kendileri için olan hayrından fazla idi. 

Sonra İbnu Ömer (ra), adama: “Haydi şimdi bu (anlattıklarımı) beraberinde götür!” dedi.” (Kütüb-i Sitte/4369)

Bu rivayette Efendimizin (sav) sağ elini sol eli üzerine koyarak “Bu da Osman yerine!” buyurmaları çok önemlidir. Efendimiz (sav), adeta Hz. Osman’ı mübarek vücudunun bir parçası hükmünde kabul etmiştir. 

Hz. Osman efendimizle ilgili o kadar övücü rivayetler vardır ki sanki Efendimiz (sav) sonraki yıllarda ona yapılacak ithamlardan onu koruma gayretinde olmuşlardır. Bunlardan biri de Aişe annemizdir. Sonraki yıllarda Hz. Osman’ı çok eleştirecek olan Aişe annemizi Peygamber Efendimiz (sav) şöyle uyarır:

Bir gün Rasulullah, üzerine bir örtü çekmiş olduğu hâlde istirahat ediyordu. O sırada Hz. Ebu Bekir kapıya geldi, içeri girmek için izin istedi. Rasulullah tavrında bir değişiklik yapmadan içeri girmesine izin verdi. Sonra soracağını sorup gitti. Daha sonra Hz. Ömer geldi, ona da aynı şekilde hâlini değiştirmeden izin verdi. Ondan sonra Hz. Osman, huzura girmek için izin istedi. Bu defa Rasulullah hemen doğruldu, toparlandı. Bunun üzerine Hz. Aişe:

- Ey Allah’ın Rasulü! dedi, Ebu Bekir ve Ömer için toparlanmadığınız halde, neden Osman gelince hâlinizi değiştirdiniz. Allah Rasulü şöyle cevap verdi: 

“Çünkü Osman çok hayâlı birisidir. Kendisinden meleklerin bile hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?” (Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 26-27.)

Ebu Mûsa el-Eş’arî anlatıyor:

Rasulullah ile birlikte bir eve gelmiştik. Bana:

-Kapıda dur ve kimseyi izinsiz içeri alma, buyurdu.

Biraz sonra Ebu Bekir çıkageldi.

-Ey Allah’ın Rasulü gelen Ebu Bekir’dir, dedim. Buyurdu ki:

-İçeri al ve kendisini cennetle müjdele.

Sonra Ömer geldi. Ona da aynı şeyi söylememi emretti.

Daha sonra Osman geldi. Onun için şöyle buyurdu:

-İçeri al ve onu da başına gelecek belalardan dolayı cennetle müjdele, buyurdu. Böylece, Hz. Osman’ın hem cennetle müjdelenenlerden, hem de ileride başına pek çok musibet gelecek birisi olduğunu ifade etmiş oldu. (Tirmizî, Menâkıb: 19)

Cenabı Hak bizleri, Efendimiz’in (sav) cennette arkadaşı olan Hz. Osman efendimize bağışlasın. Bu dünyada himmetini, ahirette şefaatini lütfeylesin. Onun güzel ahlakından bizlere de ikram eylesin, amin velhamdu lillahi Rabbil âlemin.

 

Yazar: Sâlik-i İrfan

 

Bu kategoriden diğerleri: « İKİNCİ YUSUF

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort