JoomlaLock.com All4Share.net

GÖKTE NİKÂHI KIYILAN ANNEMİZ “HZ. HAFSA (RA)”

Hz. Hafsa (ra) İslamiyet’in adalet anlayışını en canlı bir şekilde yaşayan ve yaşatan Hz. Ömer’in (ra) kızıdır. Annesi ise çok ibadet yapmakla bilinen büyük sahabelerden Osman b. Mazun’un kız kardeşi Zeynep binti Mazun’dur. Hz. Hafsa (ra) annemiz Resûlullah Efendimiz’e (sav) peygamberlik gelmeden beş yıl önce yani Kâbe’nin yapıldığı yıl Mekke’de dünyaya gelmişti. Hz. Hafsa (ra) annemizin anne ve babası şehrin ileri gelenlerinden olduğu için, çok iyi yetişmişti.

Babası Müslüman olduğunda henüz on yaşını geçmişti. Babası ve halasının teşviki ile Müslüman olarak ilk Müslümanlar arasında yerini almıştır.

Hz. Hafsa (ra) ilk olarak Huneys b. Huzafe ile evlendi. Hz. Peygamber Efendimiz (sav) İslam davetini Daru’l Erkam’da gerçekleştirirken Müslüman olan Huneys b. Huzafe, Kureşliler’in baskısından dolayı Habeşistan’a hicret etmiş, bir süre sonra da geri dönmüştür. Tekrar Habeşistan’a dönmeyip Mekke’de kalan Huneys, burada Hz. Hafsa (ra) annemizle evlendi. Kendilerini zor günlerin beklediğinin farkında olan eşler, Müslümanlar ile birlikte üç yıl boyunca Şib’de aç susuz abluka altında kaldılar, birkaç yıl sonra ise babası, eşi ve akrabalarıyla birlikte Medine’ye hicret ettiler. Burada Medine’nin dış mahallesi sayılan Kuba’da, Rifaa b. Abdulmünzir’in evine misafir oldular. Resûlullah Efendimiz (sav) hicret edince Kuba’dan Medine’ye taşındılar. Huneys b. Huzafe Mekkeliler ile yapılan Bedir Savaşı’nda ağır bir şekilde yaralandı. Her geçen gün ağırlaşan yarası şehit olmasına sebep oldu. Cenaze namazını Resûlullah Efendimiz (sav) kıldırdı. Eşini seven Hz. Hafsa (ra) annemiz eşinin vefatı ile derinden sarsıldı. Sabretmeliydi, zira sabretmek en güzel ahlaktı. Bunun için acısını kalbinde yaşıyor. Ancak bunu fazla başaramıyor, belli ediyordu. Babası Hz. Ömer, (ra) kızının üzüntüsünü bir türlü üzerinden atamadığını gördükçe içi sızlıyordu. Kızı kadar olmasa da damadının şehit olmasına kendisi de çok üzülmüştü. Her fırsatta kızını teselli edip sabretmesini tavsiye ediyordu. Hz. Ömer (ra) baba olarak kızının halinden müteessir olup yeni bir yuva kurmasını arzu etmekteydi. Kızının dört ay on günlük iddeti de dolmuş bulunuyordu. O sırada Resûlullah Efendimiz’in (sav) kızı Hz. Rukiye (ra) annemiz de vefat ederek Müslümanları yasa boğmuştu. Hz. Ömer (ra) bu iki acıyı bir arada yaşıyordu. Hz. Rukiye’nin (ra) vefatı, eşi Hz. Osman’ı (ra) derinden sarsmış ve aradan aylar geçmesine rağmen onu unutamamıştı. Bu durumu gören Hz. Ömer (ra) ikisinin de üzüntüsünü gidermek için kızıyla Hz. Osman’ı (ra) evlendirmek ister. Hz. Ömer, (ra) Hz. Osman’ın (ra) yanına gider ve “İstersen seni kızım Hafsa ile evlendireyim.” der. Ancak Hz. Osman’ı (ra) en az eşinin vefatı kadar üzen bir başka şey daha vardı. Resûlullah Efendimiz (sav) ile olan yakınlığı ve akrabalığının sona ermesi. Hz. Osman (ra), Resûlullah Efendimiz’in (sav) diğer kızıyla evlenerek bu yakınlığını devam ettirmek istiyordu ve ümitliydi. Bunun için Hz. Ömer’in (ra) teklifine; “Bana düşünmem için zaman ver.” dedi. Aradan günler geçmesine rağmen Hz. Osman’dan (ra) bir ses çıkmadı. Hz. Ömer (ra) Hz. Osman’ın (ra) yanına giderek; “Düşünüp karar verdin mi?” diye sordu. Hz. Osman (ra) üzgün bir şekilde, “Şu günlerde evlenmemin doğru olmadığını anladım.” diyerek teklifi kibarca reddeder. Hz. Ömer (ra) biraz kızdıysa da anlayışla karşılar. Daha sonra Hz. Ömer (ra) Hz. Ebubekir’in (ra) yanına gider ve O’na da; “İstersen kızım Hafsa’yı seninle evlendireyim.” der. Hz. Ebubekir (ra) susup bir cevap vermeyince O’na Hz. Osman’a (ra) kızdığından daha fazla kızar. Çünkü Hz. Osman (ra) hiç olmazsa bir cevap vermiş, özür dilemişti. Hz. Ömer (ra) belki biraz düşünmek istiyor diyerek hep bir haber bekledi. Ama bu haber hiçbir zaman gelmedi. Gururunun kırıldığını fark etti. Büyük bir sabır göstererek arkadaşlarına bir şey söylemediği gibi, duygularına da hakim oldu. Kalbinde kırgınlık ve kızgınlığa yer vermedi. Yine de teselliye ihtiyacı vardı. Bir gün Allah Resûlü’ne (sav) giderek yaşadıklarını ve duyduğu üzüntüyü anlattı. Peygamber Efendimiz’in (sav) kendisini teselli edip, kalbindeki hüznü gidereceğini ümit ediyordu. Yanılmamıştı da beklediğinden çok daha fazlasını bulmuştu. Peygamber Efendimiz (sav) “Ben sana Osman’dan daha hayırlı bir damat, Osman’a da senden daha hayırlı bir kayınpeder salık vereyim mi?” diye sordu. Hz. Ömer (ra) “Salık ver, Ya Resûlullah!” deyince, Peygamber Efendimiz (sav) “Sen kızın Hafsa’yı bana nikahlarsın, ben de kızım Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikahlarım. Çünkü Allah (cc) Osman’ı senin kızından daha hayırlısına, senin kızını da Osman’dan daha hayırlısına nikahladı.” buyurdular. Hz. Ömer’in (ra) kalbindeki sevinç kelimelere sığmıyor, Rabbine şükrünü secdeye kapanarak gözyaşları ile ifade etmek istiyordu. Peygamber Efendimiz’in (sav) huzurunda kendisini tutarak hemen eve gidip kızına müjdeyi verdi.

Resûlullah Efendimiz, (sav) Hz. Hafsa (ra) ile evlendikten sonra Hz. Ömer (ra) ile Hz. Ebubekir (ra) arasında şu diyalog geçti:

Hz. Ebubekir; (ra) “Herhalde Hafsa’yı bana teklif ettiğinde kabul etmediğim için bana gönül koydun.”dedi. Hz. Ömer (ra) de; “Allah biliyor ya evet.” diye cevap verdi.

Hz. Ebubekir (ra) “Teklife olumlu cevap vermememin sebebi Allah Resûlü’nün Hafsa ile evlenme isteğini bilmemdi. Allah Resûlü’nün sırrını ifşa etmemek için bunu sana söyleyemedim. Eğer Resûlullah bu evlilikten vazgeçseydi, kızını memnuniyetle kabul ederdim.” buyurdu.

Hz. Ömer; (ra) “İleri sürdüğün sebebi kabul ettim.” buyurdu. Böylece aralarındaki az da olsa kırgınlık bitmiş oldu.

Peygamber Efendimiz, (sav) Hz. Hafsa’nın (ra) nikahında mehir olarak dört yüz dirhem gümüş vermiş, nikah akdi yapılmış ve gerekli hazırlıklar tamamlanarak Hz. Hafsa (ra) babasının evinden alınıp Peygamber Efendimiz’in (sav) tahsis ettiği eve yerleştirilmişti. Hz. Hafsa (ra) annemiz, Peygamber Efendimiz’e (sav) sadakat ve muhabbetle bağlıydı. O’nun huzurunda bulunurken varid olacak hadisi şeriflere dikkat eder, onları ezberlemeye çalışırdı. Hz. Hafsa (ra) annemiz altmış kadar hadis rivayet etmiştir. Bu hadisi şeriflerin birçoğunu Peygamber Efendimiz’den, (sav) bir kısmını da Hz. Ömer’den (ra) nakletmiştir. Hz. Hafsa’nın (ra) evi Hz. Aişe (ra) annemizin evinin yanındaydı, aralarında sadece bir yol vardı. Birbirleriyle evlerinden çıkmadan çok rahat konuşurlardı. Hz. Ömer (ra) kızını gelin olarak uğurladığında ona birçok tavsiyede bulundu. Ancak birinin üzerinde çok durdu. Kızının, Peygamber Efendimiz (sav) ile evlendiğinde yirmi yaşında olması, sosyal konumunun Hz. Aişe’ye (ra) yakın olması vs. göz önünde bulunduran Hz. Ömer, (ra) kızına Hz. Aişe (ra) ile rekabete girmemesini sıkı sıkı tembih etti. Babasının sözünü dikkate alan Hz. Hafsa (ra) vefat edinceye kadar Hz. Aişe (ra) ile sıkı dost oldu. Hz. Aişe (ra) ile rekabet yapmak yerine O’nu kendisine örnek alarak ilme yöneldi. Allah Resûlü’nün (sav) teşviki ile yakından tanıdığı arkadaşı Şifâ binti Abdullah’tan yazı yazmayı öğrendi. Onun bu halleri Peygamber Efendimiz’in (sav) çok hoşuna gitti. Bütün annelerimiz gibi Hz. Hafsa (ra) da Peygamber Efendimiz (sav) ile yakından ilgilenir ve O’nu memnun etmek için büyük çaba gösterirdi. Çoğu zaman günlerce evlerinde yemek pişmediği, pek çok gece aç yattıkları ve mütevazi bir hayat yaşadıkları halde bunları dikkate almadan Allah’ın (cc) ve Peygamber Efendimiz’in (sav) rızasını kazanmaya çalışırlardı. Seferlere Peygamber Efendimiz (sav) ile birlikte giderler, yerleşik hayatta olduğu gibi seferde de O’na hizmet eder, rahat ettirmeye ve gönlünü hoş tutmaya çalışırlardı.

Hz. Ömer (ra) bir gün kızına Peygamber Efendimiz’in (sav) altına serdiği en yumuşak yaygıyı sordu. Hz. Hafsa, (ra) “Hayber savaşında ganimet alınan kumaşlar vardı. Benim yanımda kaldığı geceler bunları Resûlullah’ın altına yayardım. Bir akşam yatacağı zaman rahat etmesi için bu kumaşları katlayarak O’nun altına yaydım. Sabahleyin kalkınca Efendimiz (sav); “Bu gece yatak neydi?” diye sordu, ben de; “Ya Resûlullah! Her gece yattığınız yataktı, sadece biraz daha rahat etmeniz için onları ikiye katladım.” dedim. Efendimiz; (sav) “Onu eski haline getir, bu gece onun rahatlığı beni namazdan alıkoydu.” buyurdu. Hz. Ömer (ra) bu olayı dinlerken gözyaşlarına hakim olamadı.

Hz. Hafsa (ra) annemiz diğer annelerimizle çok iyi geçinir, ancak yaşının Hz. Aişe (ra) annemize yakın olması nedeniyle onunla daha iyi anlaşırdı. Resûlullah Efendimiz’e (sav) hizmette birbirleriyle yarışa girerlerdi. Peygamber Efendimiz’in (sav) eşleri bazen birbirlerini kıskanırlardı. Peygamber Efendimiz’in (sav) eşleri, çocukları ve hizmetlileri, Âl-i Beyt okulunun en güzide öğrencileri, Rahle-i Saadetleri’nde okuyup, eğitilerek ümmetin yolunu aydınlatan kutup yıldızları olmuşlardı. Bu yıldızlardan birisi de Hz. Hafsa (ra) annemizdir. Hz. Hafsa (ra) öğrendi, öğretti ve ilme vasıta oldu. Allah Resûlü’nün (sav) nebevî terbiyesinden geçerek kemalatın zirvesine çıktı. Âl-i Beyt hanımları, ilme, en fazla hanımlara ait meselelerde katkıda bulundular. Onlar Allah Resûlü’nden (sav) daha rahat bilgi alıyor, O’nun ev içindeki yaşantısına ve ibadetlerine şahit oluyor, gözlemlediklerini ümmete aktarıyorlardı. İyi bir gözlemci olan Hz. Hafsa (ra) annemiz, Peygamber Efendimiz’in (sav) yaşantısını, ailevi ilişkilerini ve ibadetlerini insanlara aktarmıştır.

Hz. Hafsa (ra) annemiz Peygamber Efendimiz (sav) ile ilgili şu bilgileri verir:

• Allah Resûlü (sav) yatağa yattığında sağ elini yanağının altına koyar ve üç kere “Ey Rabbim, insanları dirilttiğinde, kıyamet azabından beni koru.” diye dua ederdi.

• Allah Resûlü (sav) sabah ezanı okunduğunda cemaatle namaz kılmaya gitmeden önce (kıyam, rükûu ve secdesi) uzun olmayan iki rekât namaz kılardı.

• Allah Resûlü (sav) yemek yerken, bir şey içerken, elbise giyerken sağ elini kullanır; (taharet gibi) diğer işlerde sol elini kullanırdı.

• Allah Resûlü (sav) her aydan üç gün oruç tutardı. Bunlar; pazartesi, perşembe ve ertesi haftanın pazartesi günleriydi.

Hz. Hafsa (ra) ilmin anahtarı olan merak ve soru sorma vasfına sahipti. Anlamadığı bir konuyu hemen sorardı. Resûlullah Efendimiz (sav) annelerimize sadece öğretmiyor, sırası geldiğinde onları takvaya yönlendirerek eğitiyordu. Âmâ olan Ümmü Mektum geldiğinde Hz. Hafsa (ra) ve Hz. Aişe’ye (ra) ondan sakınmalarını söyleyen Allah Resûlü’ne (sav) “Fakat o âmâ, bir şey görmüyor.” dediklerinde, Peygamber Efendimiz (sav) “Siz onu görmüyor musunuz?” diyerek onlara takvayı tavsiye buyurdu. Kur’an-ı Kerim’i çok okuyan Hz. Hafsa, (ra) alimler tarafından Kur’an-ı Kerim vecihlerini nakleden sahabeler arasında sayılacak kadar Kur’an-ı Kerim’e vakıftı. Onun Kur’anı Kerim’e olan derin vukufiyetini bilenler onun yanına gider, kıraat ya da Allah Resûlü’nün (sav) Kur’an-ı Kerim’i okuması hakkında sorular sorarlardı. Hz. Hafsa (ra) annemiz Kur’an-ı Kerim’in cem’i ve çoğaltılması gibi büyük bir hizmetin içinde yer aldı.

Kur’an-ı Kerim Resûlullah Efendimiz’in (sav) vefatından hemen sonra Hz. Ebubekir (ra) döneminde, Zeyd b. Sabit gibi bu konuda en yetkili kişiler tarafından toplanarak, bütün sahabelerin kabul ve ittifakıyla kitap haline getirildi. Asıl Ana Kur’an-ı Kerim denilen mushaf, Hz. Ebubekir’de (ra) kalıyordu. O vefat edince Hz. Ömer’de (ra) kalmaya başladı, Hz. Ömer’in (ra) vefatından sonra da Hz. Hafsa (ra) annemize teslim edildi. Hz. Hafsa (ra) uzun süre O’nu saklayarak Allah’ın (cc) kitabının gözetimini yapma şerefine nail oldu. Hz. Osman (ra) çoğaltıp her birini bir İslam merkezine göndermeye karar verince annemizden Kur’an-ı Kerim’i istedi, Kur’an-ı Kerim nüshalarını çoğalttıktan sonra mushafı tekrar annemize teslim etti.

Uzun yıllar Resûlullah Efendimiz (sav) ile olan, Efendimiz (sav) vefat ettikten sonra da Hz. Ömer (ra), Hz. Aişe (ra), Hz. Ümmü Seleme (ra), Abdullah b. Ömer gibi ilim otoritelerinin yanında yer alan Hz. Hafsa (ra) annemiz, fıkıh konusunda derin bilgiye sahipti. Bunu bilen Hz. Ömer (ra) ondan fetva sorardı.

Hz. Hafsa, (ra) Cebrail (as) tarafından “Çokça oruç tutan, çokça namaz kılan ve seninle cennette nikâhlanan hanımdır.” şeklinde övgü dolu ifadelerle cennetle müjdelenmiştir. Peygamber Efendimiz’in (sav) vefatından sonra otuz beş yıl yaşayan Hz. Hafsa (ra) annemiz, hicretin kırk beşinci yıllarında, altmış yaşlarındayken Medine’de vefat etti. Cenaze namazını Medine valisi Mervan b. Hakim kıldırdı. Cenaze ile birlikte Cennetül Baki Kabristanlığı’na giden vali, Hz. Hafsa (ra) annemiz defnedilinceye kadar oradan ayrılmadı.

Cenabı Hak bu muhterem annemizi bizlere şefaatçi kılsın.

Allah’a (cc) emanet olun, dua ile…

Yararlanılan Kaynaklar:
Hilal Kara-Abdullah Kara, Cennetle Müjdelenen
Hanımlar, Nesil Yayınları, İstanbul, 2007.
Mehmed Emre, Büyük İslam Kadınları ve Hanım
Sahabeler, Çelik Yayınevi, İstanbul,
M. Asım Köksal, İslam Tarihi 3-4. Cilt Işık Yayınları,
İstanbul, 2008.

GÜLZÂR-I HÂCEGÂN DERGİSİ'NİN 2009 KASIM SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort