JoomlaLock.com All4Share.net

Gülzâr-ı Hâcegân

Haziran 2018

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegan Dergisi'nin HAZİRAN 2018 sayısı çıktı.

Cumartesi, 26 May 2018 11:34

Mayıs 2018 Mukaddime

Mayıs 2018

Sayı: 125 - Mayıs 2018

 

Muhterem Kardeşlerim, 

Dergimizin 125. sayısında Rabbimizin lütuf ve inayetiyle yine sizlerle birlikteyiz.

Halıkı Zülcelal Hazretleri’ne hamdü senâlar olsun ki, bizleri yeniden on bir ayın sultanı, rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş ayı olan ramazan-ı şerife kavuşturuyor. Gönüllerimiz bu ayın muhabbetiyle cûşa gelecek inşaallah. 

Elbette ki ülkemizin bu çalkantılı döneminde, siyasetin bu kadar bozulduğu, düne kadar İslam için çalıştıklarını söyleyenlerin bugün ehl-i küfür ve nifak ile ittifak arayışında olabildiği, kafaların tamamen dünyevileştiği bir dönemde ramazan-ı şerifi hakkıyla idrak etmek, gönülleri temizleyip Hakk’a yönelebilmek ne kadar mümkün olur bilemiyoruz.

Fakat büyüklerimizin bizlere buyurduğu “Faili mutlak, Allahu Zülcelal Hazretleri’dir.” sözü bizlerin yolunu aydınlatmalıdır. Yani her ne kadar da zahirde fiilleri yapan insanlar olsa da bunların hepsi sebeptirler. Fiillerin asıl halıkı Rabbimiz’dir. Kalbler O’nun kudret parmakları arasındadır. Muradı hangi doğrultuda ise o yöne doğru çevirir. 

Dolayısıyla bizler her zaman olduğu gibi ramazan-ı şerifte de sadece Rabbimizi razı etmek için gayret etmeliyiz. O rahmet ayında rahmetin sahibinin –lâ teşbih- gönlünü yapmaya odaklanmalıyız. Çünkü O (cc) hoşnut olduğunda nefislerin putlaştırıldığı beşer aklı fikirler, hareketler boşa çıkacaktır. Hak gelecek batıl zail olacaktır. 

Bundan dolayıdır ki, bizler ramazan-ı şerifte kendimizi salih ameller yapmaya odaklayalım. Seçim atmosferi olduğu için çok fazla gürültü patırtı olacaktır. Bunlardan uzak kalmaya çalışalım. Lüzumsuz tartışmalarla bizleri nurlandıracak olan oruçlarımızı kirletmeyelim. Bu ay Kur’an ayıdır. Hakk’ın (cc) kelamı ile meşgul olalım. Büyüklerimizin sohbetlerine devam edelim. Onların olmadığı ortamlarda müslümanlarla bir araya gelip yine onlardan dinlediğimiz, öğrendiğimiz sohbetleri değerlendirelim. Boş kalan zamanlarımızda zikrullah ile meşgul olalım. İmkanımız varsa son on günde itikâfa girelim. Efendimiz (sav) Kadir gecesinin ramazan-ı şerifin son on gününde aranmasını tavsiye buyurmuşlar. İtikâf, basireti açık mü’minlerin Kadir gecesini fehmedip değerlendirmesine yardımcı olur. Son on günün hangisinin Kadir gecesi olduğunu fehmedemeyenlerin de onu kaçırmaması için itikâfa girmeleri önemlidir. Bu manada da hem bu güzel sünneti yerine getirmiş oluruz hem de Kadir gecesini hakkıyla idrak etmiş oluruz.

Bütün bunlar sonuçta Rabbimize olan yakınlığımızın artmasına vesile olacak ve bayramı inşaallah bir vuslat havasıyla karşılamış olacağız.

Şurası da yanlış anlaşılmamalıdır ki, bütün ehli küfrün hücumatına maruz kalan ülkemizin siyasi meseleleri bizi ilgilendirmiyor anlayışı bizlere yakışmaz. Çünkü hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu gemi batarsa hepimiz batarız. Eğer olaylara, döndürülen dolaplara duyarsız kalırsak bunların hesabını Rabbimize veremeyiz. Bizim bahsetmek istediğimiz, zaten bu işi üstlenmiş olan siyasetçilerimiz bu manada mücadelelerini yapıyorlar. Onlar ellerini taşın altına koymuşlar. Bizler kuru, hamasi ve boş fikirlerin uçuştuğu, Hakk’ın rızasının olmadığı ortamlarda bulunup kalbimizi kasavetlendirmek yerine, ibadetlerimize yönelip Rabbimizle manevi bir bağ kurup o bağ ile yalvararak, yakararak ilahi yardımın daha yoğun bir şekilde üzerimize yağmasına vesile olmaya gayret edelim. Çünkü bazen bizler kendi aklımızla hayır nerdedir bilemeyebiliriz. Bu dua ordularımız sayesinde bizim idrak edemediğimiz hayırları Rabbimiz bizlere lütfedebilir. Bizim hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde hayır olabilir.

Bütün bu fikir ve anlayış içerisinde yoğunlaşarak ramazan-ı şerifi idrak etmeye çalışalım. 

Rabbimiz(cc), hakkımızda hayır murad ettiği ne varsa onları bir an evvel bizlere lütfeylesin. 

Allah yâr, kalbler beraber olsun. Amin...

 

Cumartesi, 26 May 2018 09:49

Nisan 2018 Mukaddime

Nisan 2018

Sayı: 124 - Nisan 2018

 

Gülzâr-ı Hâcegân Dergimizin kıymetli okuyucuları;

Mübarek üç ayların manevi neşvesini yaşadığımız şu günlerde hem devletimizin Suriye’deki ve Irakta’ki var olma mücadelesini ve bu manadaki -Allah’ın yardımıyla- başarısını izleyip şükrederken; bir taraftan da temiz, pâk dinimiz üzerine oynanan oyunları izlerken mahzun oluyoruz.

Bu manada öncelikle tüm ehli küfre müslümanların az da olsa Hakk’a dayandıklarında aşamayacakları engel olmayacağını gösterdik. Bunu ilk olarak 15 Temmuz kalkışmasını önleyerek gösterdik. Allah’a (cc) olan güven, mukaddesat için mücadele ve vatan sevgisi birleşince, Rabbimiz’in de gönlümüzdeki korkuyu alalmasıyla, çelik tanklar, sıcak mermiler imanlı göğüslerde âdeta pamuğa dönüştü. Şehadet arzusu mü’minlerin iman dolu göğüslerini birer sura çevirdi ve sonuçta her zaman olduğu gibi Allah’ın dediği oldu.

İkinci olarak, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla Siyonistlerin arz-ı mev’ud hayalleri yerle bir edildi. Düne kadar silahının vidasını dahi düşmanından almak zorunda olan Türkiye Allah’ın izni ve yardımıyla büyük oranda kendi silahını üretecek duruma geldi. 

Bunlar elbetteki sevinilecek durumlardır ve yine üstüne basa basa ifade ediyoruz ki, bu başarılar Hak Teâlâ’nın yardımıyla olmuştur. Elbetteki bu manada kulların da bir payı vardır. Bizler Rabbimiz’e olan sevgimizi, bağlılığımızı, yakınlığımızı arttırdıkça O’da (cc) bize olan nimetlerini ziyadeleştirdi.

İşte bugün bu gelişmelerinin ana sebebinin müslümanların özlerine dön-meye başlamaları olduğunu anlayan Ehli Salib bunu önlemek için yüz yıl önce denediğini yeniden denemek istiyor. Özellikle ehlisünnet anlayışının müslümanların kâhir ekseriyeti tara-fından birleştirici bir unsur olarak gördüğünden dolayı bugün bu anlayışın içerisine fitne tohumları ekmeye çalışıyor. Maalesef bunun bilincinde olduğunu düşündüğümüz bazı müslüman kesimler de bu tuzaklara düşmeye meylediyor. Özellikle münafıklıkları aşikar olmuş kesimler tarafından kasıtlı uydurulan haberlerle müslümanların vahdeti bozul-maya çalışılıyor.

Bu manada devlet büyüklerimiz de bazen tetkik etmeden, ehlisünnet müslümanlarını incitebilyorlar. Bunun sonucunda da on beş yıldır oluşan istkrar ortamını bozacak şekilde yeni dengeler oluşturulmaya çalışılıyor. Müs-lümanların tercihleri konusunda şüpheler oluşturulmaya gayret ediliyor.

Bu bağlamda meselelere suhuletle yaklaşması gereken Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan değişik, karmaşık, anlaşılmaz sesler yükseliyor. Sanki bütün bu işlerin müsebbibi, Türkiye’deki İslam anlayışının çimentosu konumunda bulunan cemaatlermiş gibi gösterilip, sapık ilahiyatçılarla söz birliği edilerek bu sağlam yapıları yıpratmaya çalışıyorlar.

Halbuki bilmiyorlar ki, memleke-timizin müslümanlar adına en karanlık dönemlerinde bile bu anlayıştaki müslü-manlar her türlü fedakarlığı yapmışlardır. Esad Erbili (ks), İskilpli Atıf Efendi, Kemahlı İbrahim Efendi gibi zatlar canlarını feda ederek, Bediüzzaman Said Nursi (ra), Abdulhakim Arvasi (ksa), Süleyman Hilmi Tunahan (ksa), Mehmet Zahid Kotku (ksa), Abdulhakim Bilvânisi (ksa), Alvarlı Muhammed Lutfi (ksa), gibi zatlar her türlü istibdata göğüs gererek bu dinin unutulmaması ve gerçek manada yaşanması için mücadele etmişlerdir. Bugünlere zemin oluşturmak için onlar her şeylerini feda etmişlerdir.

Günümüzde de bu mücadele biraz evvel az bir kısmının isimlerini saydığımız ve emsali büyük zatların yetiştirdiği hulefa, ulema ve muhibban tarafından devam ettirilmektedir. Ezanların Türkçe okutulduğu dönemlerden bugünkü yaşantıya; Allah’tan başkasından emir almayan, gönüllü irfan erleri tarafından devam ettirilmekte ve kıyamete kadar da Allah’ın izniyle devam edecektir.

Çünkü bu irfan erleri Rableri’nin onlara verdiği hilafet vazifesini yerine getirmeye, elest bezminde vermiş oldukları söze sadık kalmak için gayret etmektedirler. Nefsine köle olmuş insanların bunu anlaması ve bunun önünü kesmesi asla mümkün olmayacaktır. 

Sadece Rabbimiz’in hesaba çekeceği o dehşetli günde mahcub olmamaktan başka gayesi olmayan mü’minlere selam olsun.

Allah’a emanet olunuz.

 

Mayıs 2018

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegan Dergisi'nin MAYIS 2018 sayısı çıktı.

 

Pazar, 01 Nisan 2018 00:11

KUDÜS ÜZERİNE

Kudüs Üzerine

Kudüs Üzerine - İrfan Aydın

Sayı : 121 - Ocak 2018

 

Kudüs Üzerine

 

Bismillahirrahmanirrahim.

Salat ve selam alemlere rahmet olarak gelen Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz’in, daha sonra diğer peygamberlerin, ehlibeytin, ashabı kiramın, sadatı kiram efendilerimizin mübarek ruhlarına olsun. Sonra da günümüzü aydınlatan büyüklerimizin üzerine olsun…

Bölgemizde her yeni bir güne yeni bir gündem ile başlıyoruz. Bölgede herkesin bir hesabı var; herkes yeni bir güne yeni hesaplarla başlıyor. Yeni ittifaklar kuruluyor; yeni dengeler ve denge merkezleri oluşuyor. Bizim de tarih sahnesinde yerimizi almaya çalıştığımız bugünlerde yirminci yüzyılda gücü eline geçirenler, elindekini bırakmamaya; yeni sahneye çıkan ama geçmişte başrol oynayan bizim gibi ülkeler de denge merkezini kendilerine doğru çekmeye çalışmakta.

Geçen ayki yazımızda Ortadoğu’da değişen dengeleri anlamaya ve anlatmaya çalışmıştık. Bir ay içerisinde olaylar baş döndürücü bir seyir izlemekte. Suriye’de suların durulmaya başladığı, İran ve Rusya ile bölgede barışın sağlanmaya başladığı dönemde karşı taraf barıştan ve gidişattan memnun olmamış olacak ki bölgeyi ateşe verecek yeni hamlelerle gelmeye devam ediyor. Önce Yemen, sonra Katar ve daha sonra Kuzey Irak ve şimdi de Kudüs, Lübnan ise sırada…

Aslında Kudüs için yazmak zor bir iş. Elimizle düzeltemediğimiz bir hadiseye gerek sosyal medya gerekse diğer kanallardan protestodan öteye geçmeyen çabalarımız bizi derinden yaralıyor. Elimizde en büyük silahımız duamız. Rabbimizin gücü her şeye yeter; bir sivri sinek ile Nemrud’u yenen, Ebabil kuşları ile Ebrehe’nin fillerle donatılmış ordusunu delik deşik eden Rabbimiz, samimiyetimiz ve birliğimiz nisbetinde bize de görünmez ordular ile yardım edecektir inşaallah. Fakat biz henüz elimizden geleni sonuna kadar yapmadık, daha yapacak çok şey var. Fert olarak, millet olarak, ümmet olarak…

Tarih boyunca özel bir öneme sahip olan Kudüs-i Şerif bugün dahi öneminden hiçbir şey kaybetmiş değildir. Bizim üç kutsal şehrimizden biridir Kudüs. Üç semavi din için de en önemli yerlerden biridir Kudüs. Yahudiler için Musa’ya (as) vadedilen, Davud’un (as) savaştığı ve Süleyman (as) tarafından inşa edilen kutsal mabed ve şehirdir Kudüs. Bizim ilk kıblemiz ve miracın gerçekleştiği yerdir Kudüs. 

Kudüs önce Musevilere emanet edilmiş, fakat şımarıp böbürlenen Museviler Cenabı Hakk’ın lanetlemesi sonucu defalarca sürgün yaşamışlar. Yahudiler, Kudüs’te yaşadıkları ve sürgünler sonrası dünyanın çivisini yerinden çıkarmışlardır. Bu lanetli kavim yaklaşık üç bin yıldır insanlığa musallat olmuş ve bugün de elan fitne çıkarmaya, insanlığı ifsat etmeye devam etmektedir. Bugün bilebildiğimiz her türlü fitnenin altından bir Yahudi-Siyonist projesi çıkmaktadır. Yirminci yüzyılda on milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanan dünya savaşlarının merkezinde Kudüs ve Siyonistlerin kontrolündeki küresel sermaye vardır. Bu lanetli kavim kendilerini seçilmiş ve diğer insanlığı da onlar için yaratılmış kabul ettiği için; değil milyonlar, milyarlarca insanın ölmesine hiç gözüyle bakıyorlar. Bu nedenle insanlık tarihinin karşılaştığı en önemli musibet ‘Siyonizm’dir diyebiliriz. 

Bu lanetli kavim bugün İkinci Dünya Savaşı sonrası kurduğu Birleşmiş Milletler aracılığı ile gasp devletini kurmuş ve gün be gün sınırlarını genişleterek bugünkü hale getirmiştir. Başlangıçta Filistin topraklarının yüzde onuna bile sahip olmayan Yahudiler bugün yüzde doksandan fazlasına sahiptirler. Bugün Kudüs’ü başkent ilan ederek yeni bir fitne ateşi yakmaktadırlar. Geçen ayki yazımızda da belirtmiştik. İsrail için Ortadoğu demek Fırat ve Nil arasında vaat edilmiş topraklar demektir. Bu topraklar içerisinde kalan bütün devletler üç dört parçaya bölünecektir. Bölünecektir ki büyük İsrail kurulabilsin. Kendilerince bu hedefe adım adım gitmektedirler. Daha önceden bütün dünya ülkelerini kendilerine gebe bırakan İsrail artık meyve toplama zamanının geldiğine inanmakta ve daha sert adımlar atmaya çalışmakta. ABD’de gelen yeni başkan ile düğmeye basılmış ve öncelikli olarak Suud ve Mısır’la ittifak yapılmıştır. Amaçları bölgeyi yangın yerine çevirmektir. Amaçları taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmamaktır. Bunun için adım adım gitmeye çalışacaklardır. 

Fakat bilmedikleri bir şey vardır. Onların bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır. Tam da amaçlarımıza ulaştık dediklerinde her şey tam tersine dönecektir. Onlar zannediyor ki 1948’de ve 1967’de alt ettikleri kukla arap rejimleri gibi olacak. Hayır! Rabbimizin de bir muradı vardır. 

Tarihin seyri artık değişmeye başlamıştır. Eskiden Siyonist İsrail bir katliam yapar; bir yere saldırır ve Birleşmiş Milletler ve bütün dünya buna ses çıkarmazdı. Artık durum değişmeye başlamıştır. Selahaddin Eyyubi’nin, Yavuz’un, Abdülhamid Han’ın torunları duruma Allah’ın (cc) izni ile el koymaya başlamışlardır. Bugün dil ile müdahale başlamıştır. Yarın inşaallah elle müdahele dönemi başlayacaktır. 

Rabbimiz o günler geldiğinde bizleri geri dönmeyenlerden, kim denildiğinde sağına ve soluna bakamadan “Ben varım!” diyenlerden eylesin.

Amin.

 

Yazar:  İrfan Aydın

 

Sayfa 1 / 229

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort