JoomlaLock.com All4Share.net

Nisan 2020 Mukaddime

Nisan 2020

Sayı: 148 - Nisan 2020

 

Muhterem kardeşlerim, ağır bir imtihandan geçiyoruz. Yeni koronavirüs bütün dünyada ve maalesef ülkemizde de hızla yayılmaya devam ediyor. Ülkemiz adına tek tesellimiz şimdilik vaka sayısı fazla olsa da vefat edenlerin sayısının diğer ülkelere göre az olmasıdır. Fakat görünen o ki bu virüs illetinin tesirleri daha uzun süre devam edecek. 

Malum olduğu üzere bu tip musibetler azgın topluluklar için bir ceza, mü’minler için de bir imtihan vesilesidir. Hristiyan ve yahudi dünyası idarecilerinin giderek artan, insan hayatını hiçe sayan, özellikle müslüman coğrafyalarının mazlum ve masum insanlarına karşı soykırıma varan zulümleri hepimizin malumu. Bu ülkelerin vatandaşları da kendi rahatları adına bu katliamlara asla ses çıkartmıyorlar, adeta kim ne kadar fazla müslüman katlederse ödüllendiriliyordu. Bir çok İslam coğrafyasında devam eden bu zulüm, en son Hindistanlı Müslümanlara, ineğe tapacak kadar akılsız olan hintli kafirler tarafından uygulanmış, oradaki müslümanlar çoluk çocuk demeden insan vicdanının kabul edemeyeceği işkencelerle şehid edilmeye başlanmıştı. Bu zulme de batılı idareciler ses çıkarmak bir tarafa adeta alkış tutuyorlar.

İşte bu zulümlerin neticesi olarak Cenabı Hak Teâlâ hazretleri, Kahhar (cc) ismi şerifinin bir tecellisi olarak, bir sivrisinekle Nemrudları devirdiği gibi, küçücük ebabil kuşları ile Ebrehe’nin yenilmez ordusunu yendiği gibi, gözle görünmeyen virüs orduları ile bu zalimler güruhunu kahrediyor. 

Özellikle bakıyoruz en çok ölümler Avrupa, Amerika kıtalarında görülüyor ve inşaallah kısa zamanda Rusya ve İsrail’e sıçrayarak zalimlerin canlarını yakmaya devam edecek...

Tabi meseleye buradan bakınca şu sorunun sorulduğunu da duyar gibiyiz; “Peki, virüsün müslümanların bulunduğu coğrafyalarda da bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” Şöyle ifade edelim; bu hadiselerin bizim için bir imtihan olduğunu yukarıda da naklettik. Efendimiz bizi; “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64) diye tarif ediyor ve adeta “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.” (Âl-i İmran, 139) ayetinin müjdesine nail olmamız için bizi motive ediyor. Hakiki müminlerin durumu bu. 

Bir de zahiri ile müslüman içleri Allah’ın dinine düşman, tüm benlikleriyle kafirlerin hizmetkârı olan münafıklar var ki müslüman halkların bulunduğu memleketlerin idarecilerinin çoğunun böyle olduğu ortada. Vakaları gizledikleri aşikâr olan Suudi Arabistan’da dedikleri kadar az sayıda hasta olsa idi acaba Mekke, Medine ve Riyad’ı karantinaya alırlar mıydı? Kâbe-i Muazzama’da tavafı durdururlar mıydı? Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de halen daha vakayı saklayan ülkeler arasında olduğu anlaşılıyor. Çünkü bunların zalim idarecileri için insanların ölmesi çok önemli bir şey değil, yeter ki, zulümlerini devam ettirebilsinler.

Ülkemizde de durum çok iç açıcı değil... 

İlk zamanlar hiç görülmeyen virüs bugün –şimdilik- yaklaşık on bin insanımıza bulaşmış ve her gün vefat sayıları artıyor. Bu virüsün etkisiyle camilerimiz mahzun kaldı. Tarihte görülmemiş bir icraatla cuma namazları kılınmamaya başlandı. Camilere gidip kendi aralarında cemaat olmak isteyen kardeşlerimiz, imam ve müezzinler tarafından men edilmeye başlandı. Cemaatler, tarikatler sohbetlerini, hatmelerini, zikirlerini ileri bir tarihe kadar terk ettiler. İşin garip tarafı cuma dâhil bu ibadetlerin tamamen yok olmaması için üç beş kişi bir araya gelip kendi imkanlarıyla kulluklarını ifa etmeye çalışan kardeşlerimiz, bizzat müslümanlar(!) tarafından şikayet edilip emniyet güçlerimizle karşı karşıya getirildi.

Rabbimiz (celle celaluh) hazretleri Kitab-ı Kadimi’nde; “Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah’ın cezası şiddetlidir.” (Enfal, 25) buyuruyorlar.

Herkesin dilinde virüsü birilerinin biyolojik olarak ürettiği, birilerinin dünyanın düzenini istedikleri gibi kurmak için insanlığa bulaştırdığı ifadeleri var. Böyle bir şey varsa bile bizlerin, onların insanı insanlıktan çıkaracak emellerini konuşarak yaymaktansa kudreti nihayetsiz olan Rabbimize sığınması gerekmez mi? Virüsten bahsettiğimiz kadar “Allah” deseydik belki işler çoktan lehimize dönerdi. Onların virüsü yapmak için kullandıkları malzemeler Allah’ın yarattığı ve O’nun (cc) emrinde olan şeyler değil mi? “O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.” (En’am, 59) kelamı izzeti gönüllerimizden silineli çok oldu da artık kulaklarımızla da işitemeyecek hale mi geldik?

Allah için toparlanalım müslümanlar! Kendimize gelelim… Bizim yapacağımız şey; ölüm korkusundan sıyrılıp Rabbimiz’e sığınmaktır. O bize sahip çıkmazsa en küçük bir virüs bile bizi yenebilir. Fakat O (cc) bize kudret elini uzatırsa bize dokunacak hiç bir kuvvet olamaz. Aklımızı başımıza alalım. Terk ettiğimiz her şeye yeniden dönelim. Bilelim ki hiç bir tedbir, Hakk’ın takdirini değiştiremez.

Bu duygularla, yaklaşmakta olan Beraat Kandilimiz’i şimdiden tebrik eder, salimen Ramazan-ı Şerif’e ulaşabilmeyi ve rahmet ayından gereği gibi müstefid olabilmeyi Rabbimiz’den niyaz ederiz…

 

Bu kategoriden diğerleri: « Mart 2020 Mukaddime

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort