JoomlaLock.com All4Share.net

EMANETLERE VE AHİTLERE RİAYET ETMEK

Emanetlere ve Ahitlere Riayet Etmek

Emanetlere ve Ahitlere Riayet Etmek - Tamer Doymuş

Sayı : 122 - Şubat 2018

 

Emanetlere ve Ahitlere Riayet Etmek

 

Emanet; güvenilir olmak, doğruluk, bir kimseye koruması için geçici olarak verilen şey gibi anlamlara gelir. İslam literatüründe emanet, bir kimseye korunması için geçici olarak verilen malın yanında, ücret, kira, ortaklık hakkı, buluntu gibi maddi haklar ile iman, ibadet gibi dini yükümlülükleri; beden ve ruh sağlığı, servet, makam ve mevki gibi imkân ve kabiliyetleri; sözleşmeleri; mesken ve aile mahremiyetine saygı, nimet ve ikrama teşekkür, selama karşılık verme, sırların saklanması gibi dini, ahlaki, sosyal ilke ve kuralları kapsamaktadır. Emanet kelime olarak “iman” kelimesi ile aynı köktendir. Emanet bırakılan kimsenin iyi niyetli olduğu, emanet bırakılan malı korumada makul derecede titizlik gösterdiği sürece mala gelen zarardan mesul olmaz. Ancak kişi bilerek, ölçüsüz, aşırı ve kusurlu davranarak bu malın zarar görmesine sebep olmuşsa verdiği zarardan sorumlu tutulur. Emanet bırakılan şahıs malı koruması karşılığında ücret alıyorsa, sorumluluk artar. Bu takdirde, alınması gereken tedbirleri almadığı için veya kaçınılması mümkün bir sebepten dolayı mal zarar görmüşse tazmini gerekir. 

Kur’an’a, sünnete ve Rasulullah’ın (sav) eşyasına da “emanet” denir. Hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız. Allah’ın Kitabı ve Allah Resulünün sünneti.” Emanet müminin vasfıdır. Ayette şöyle ifade buyruluyor: “Yine onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.” (Müminun 8) Ayeti kerime tefsirlerde şu şekilde açıklanmıştır: Eşref-i mahlûkat, olarak tanımlanan insan; Kur’an-ı Kerim ile ruhlar âleminde verdiği misakı aldığı emaneti yerine getirmeye çalışmakla mükelleftir. Bu manada, herhangi bir şekilde kendisine emanet edilmiş bir malı korumamak nasıl hainlik olmaktaysa; daha geniş kapsamlı olarak Kur’an ve sünnet emanetini sahiplenmemek, İslam’a yönelmemek ve İslami ilkeleri yaşamamak, yaşatmayı unutturmak veya engellemek de emanet ve emanet ilkelerine uymamak demektir. Bir diğer ayette yine şöyle buyruluyor: “Onlar üzerlerine aldıkları emanetlere ve verdikleri sözlere riayet ederler.” (Mearic 32)

Çocuklar ebeveyne teslim edilmiş birer emanettirler. Ana baba çocuğuna iyi terbiye vererek onları İslam ahlakı üzere yetiştirmesi gerekir. Hz. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız, herkes sürüsünden sorumludur.”

“Gerçekten Allah size, emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” (Nisa 58)

Ayette ifade edilen emanet, insana emanet olarak teslim edilmiş her şeyi, Allah Teala’nın hakları, ister kendisi hakkında olsun, ister başka bir kul hakkında olsun, bütün hakları içine alır.

Allah Teala’nın hakları ile ilgili emanete riayet etmek, emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak, duygularını ve organlarını kendisini Rabbinin rızasına yaklaştıracak işlerde kullanmak suretiyle olur. İnsanın kendi hakkında emanete riayet etmesi ise dini, dünyası ve ahireti hakkında ancak kendisine faydası olacak şeyleri yapması, ahireti ve dünyası bakımından zarar verecek bir işe girişmemesi, hastalık sebeplerinden korunması, sağlık kaidelerine uygun şekilde çalışması suretiyle olur. Başkaları hakkındaki emanete de, emanet ve ödünç olarak verilen eşyayı sahiplerine geri vermek, muamelelerde aldatmamak, öğüt, nasihat, insanların sırlarını ve ayıplarını yaymamak suretiyle riayet edilir.

Hz. Ebu Hureyre’den (ra) rivayet ettiği hadisi şerifte şöyle buyruluyor: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine getirmez, kendisine bir şey emanet edildiğinde ise hainlik yapar.”

Hz. Enes Hz. Rasul-i Ekrem’in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Söylediği zaman doğru söyledikçe, hüküm verdiği zaman adaleti gözettikçe, merhamet istendiğinde merhamet ettikçe bu ümmet hayır üzeredir.”

Emanetin Değeri:

Hz. Huzeyfe’den (ra) şöyle rivayet olunur: “Hz. Peygamber bana iki hadis bildirdi, onlardan birini gördük. Ben ise diğerini bekliyorum. Bana emanetin insanların kalplerinin derinliklerine indiğini anlattı. Sonra Kur’an indi. Kur’an’dan ve sünnetten öğreneceklerini öğrendiler. Sonra bana emanetin nasıl kaldırılacağını anlattı. Adam uykusuna yatar, bu sırada emanet kalbinden çekilip alınır, sonra onun siyah bir leke halinde izi kalır. Sonra uykuya dalar da emanetten geri kalanın bir kısmı daha alınır. Bunun eseri de kabarcık gibi kalır. Ayağının üzerine bir kor yuvarlanıp da nasıl kabarcık hâsıl olur ve içinde bir şey olmadığı halde onu kabarmış görürsün! İşte onun gibi bir şey. Sonra ufak taşlar alarak onu ayağının üzerine yuvarlar. İnsanlar o hale gelecekler ki, alış veriş yapacaklar; birinin doğru dürüst hareket ettiği görülür görülmez; ‘Falan oğullar da emin bir kimse var.’ denilecek. Hatta adamın gönlünde bir hardal tanesi kadar iman olmadığı halde ne cömert, ne zarif, ne akıllı adam denilecek.”

Hz. İbn Ömer’den (ra) nakledilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (sav)Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Muhakkak aziz ve celil olan Allah bir kulu helak etmek istedi mi ondan hayâyı çekip alır. Ondan hayâyı çekip aldı mı, artık sen onun ancak buğzeden ve buğzedilen kimse olduğunu görürsün. Sen onu ancak buğzeden ve buğzedilen olarak gördün mü, artık emanet de ondan çekilip alınır. Emanet ondan çekilip alındı mı, sen onun ancak hain ve hainlik yapan olarak bilinen bir kimse olduğunu görürsün. Bu şekilde onun hain ve hainlik yaptığı bilinen bir kimse olarak gördün mü, artık rahmet de ondan çekilip alınır. Bu sefer sen onu ancak kovulmuş ve lanete uğramış olarak görürsün, Onu kovulmuş ve lanete uğramış olarak da gördün mü, bu sefer İslam’ın boyunduruğu ondan çekilip alınır.”

Emanetle ilgili olarak ayette şöyle buyruluyor; “Ey iman edenler, Allah’a ve Resul’üne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.” (Enfal 27)

Ayetin tefsirindeki açıklamalara baktığımızda şu bilgileri görüyoruz: Ey iman edenler, Rasulü Ekrem’e tabi olanlar! Allah Teala’ya ve Peygambere hıyanet etmeyiniz farzlara, sünnetlere aykırı hareketlerde bulunmayınız. Açıktan kabul ettiğiniz İslamiyet’e aykırı şeyleri kalben gizleyip durmayın. Müslümanların aleyhinde, dinsizlerin lehinde olacak hareketlere cüret etmeyin. Kötülüğü işlemeyin ve emanetlerinize hıyanette bulunmayınız, kendi aranızdaki emanetlere de, sözleşmelere de riayet etmez bir hâle düşmeyiniz veya üzerinize düşen dinî ve dünyevî vazifelerde istikametten ayrılmayınız.

Ayetin nüzul sebebiyle ilgili geçen rivayetler şöyledir: Rasul-i Ekrem (sav) Hazretleri Yahudilerden Beni Kureyza kabilesini muhasara altına almıştı. Kuşatmanın şiddetli anında Yahudiler, Hz. Peygamber’den (sav) danışmak için Hz. Ebu Lübâbe’yi (ra) istediler. Bu zat kendilerine gönderildi Beni Kureyza kabilesi dediler ki; “Ya Eba Lübâbe nasıl görürsün? Hz. Sa’d ibni Muaz’ın hükmüne muvafakat edelim mi?” Hz. Ebu Lübâbe (ra) ise: Eli ile boğazına işaret ediverdi. Demek istemiş idi ki: Eğer Sad’ın hükmüne razı olursanız, onun hükmü sizi öldürmekten başka olmayacaktır.

Fakat muhterem zat, derhâl hata ettiğini, İslamiyet’e hıyanette bulunduğunu anlayarak nadim ve pişman oldu, kendisini yedi gün kadar mescidin bir direğine bağladı, yiyip içmeyi terk etti, tevbesinin kabulünü bekledi. Vallahi ayaklarım onların yurdundan ayrılmamıştır ki, Allah’a ve Rasulü’ne ihanet ettiğimi anladım.

Ağlayıp inliyor ve kendi kendine Ben ne yaptım? Ben Resulullah’a ihanet ettim, deyip duruyordu. Hz. Ebu Lübabe (ra) geceli gündüzlü bir hafta-on gün üzüntüsünden hiçbir şey yemedi içmedi. 

Durumu Efendimiz’e (sav) anlattılar. Efendimiz: “Eğer doğruca benim yanıma gelmiş olsaydı, kendisinin bağışlanmasını Allah‘dan dilerdim. Mademki o kendisini bağlatmış. Artık tevbesinin kabul edilinceye kadar salıvermem.”

Her namaz vakti, kıymetli zevcesi annemiz (r.anha) gelerek namaz için onun bağını çözer, namaz kıldıktan sonrada onu tekrar direğe bağlardı.

Hz. Ebu Lübabe’nin (ra) malı ve aile efradı Benî Kureyza arasında bulunduğu için onların hakkında böyle bir iyilik ister işarette bulunmuştu.

Nihayet tevbesinin kabul edildiğini Rasulü Ekrem Hazretleri kendisine müjdeledi. Ayette şöyle buyruluyor: “Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. Bunlar tevbe ederlerse umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, pek merhamet edendir.” (Tevbe 102)

Hz. Ebu Lübabe (ra) direğe kıldan iple bağlandığı için, ip onun iki kolunu kertmiş, kesmişti. Uzun müddet bunun tedavisiyle uğraşıldığı halde, ipin kertikleri geçmemiş, kollarında onun izi kalmıştı.

Bu zat da tevbesinin hakkiyle tamam olması için içinde bu günaha düşmüş olduğu bu kavmin yurdunu terk edeceğini ve malını harcamada bulunacağını söylemiş, Rasulü Ekrem Efendimiz de malın üçte birini sadaka olarak vermesi yeterlidir, diye buyurmuştu.

İbn Mesud’un (ra) da: “Dininizde, kaybedeceğiniz ilk umde, emanet duygusu, son umde de namazdır.” dediği rivayet edilmiştir. İnsanın, fiil veya söz olarak üstlendiği her şey emanet sayılır. Binaenaleyh onlara riayet etmesi gerekir. Emanet olarak bırakılan şeyler, anlaşmalar ve ikisiyle ilgili hususlar gibi. Söylendiği zaman, kölelerin ve hanımların haram (azat ve boş) olduğu sözler de, emanet sayılır. Çünkü kişiye, bu sözleri hususunda güvenilir. 

Efendimiz’in (sav) bizlere emanet ettiği başta Kur’an-ı Kerim ve sünneti seniyye olmak üzere, emanet edilen tüm umdelerle ilişkilerimizi çok iyi gözden geçirmemiz gerekir. Dinin emir ve nehiylerini ehli bidatin bakış açısıyla değerlendirmek emin olma vasfını kaybeder. Her hususu yalnız akıl ile anlama gayreti insanı çok büyük yanlışlara götürür. Bu noktada şu ayetlerde ifade buyrulan vasıflara düşmemek için anlamları üzerinde düşünmek gerekir. Ayetlerde şöyle buyruluyor:

“Ehli kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Hâlbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde “Bu Allah katındandır. “ derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.” (Âl-i İmran 78)

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, Seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler.” (Enam Suresi 116)

“O gün, zalim kimse ellerini ısırıp şöyle der: Ne olaydı Keşke o Peygamberin yanında yol tutsaydım!” (Furkan 27)

“Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyor?” (Münafikun 4)

Şeddad b. Evs’den (ra) rivayetle: Resulullah (sav): “Dininizden ilk kaybe-deceğiniz şey emanettir.” buyurmuştur.

Bir başka hadiste Ebu Hureyre’den (ra) rivayetle Resulullah şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah ilmi insanlardan çekip almakla kaldırmaz. Fakat âlimleri çekip almakla kaldırır. Âlimler geçip gidince insanlar, cahil kimseleri önder edinirler. Onlar da ilimsiz bir şekilde fetva verirler. Kendileri doğru yoldan ayrılıp sapıttıkları gibi, başkalarını da saptırıp doğru yoldan çıkartırlar.”

Doğru olmanın önemi:

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun, sözü doğru söyleyin ki Allah işlerinizi iyiye götürsün ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak ki o, en büyük kurtuluşla kurtulmuştur. Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” (Ahzab 70-73)

 

Kaynak
-Rahmet Peygamberi, Ebu Hasan Ali en-Nedvi
-Ahkamul Kuran, İmam kurtubi,
-Tefsiri Kebir, FahruddinEr-Razi
-Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri
-Şamil İslam Ansiklopedisi
-Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB
-Kalplerin Keşfi, İmam Gazali
-İslam Tarihi, M. Asım Köksal
-Cem’ul Fevaid, Rudani

 

Yazar:  Tamer Doymuş

 

Bu kategoriden diğerleri: « BOŞ ZAMAN

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort