JoomlaLock.com All4Share.net

ALLAH’A (CC) YAKINLIK

Allaha cc Yakınlık

Allah'a (cc) Yakınlık - Vahdettin Şimşek

Sayı : 117 - Eylül 2017

 

Allah'a (cc) Yakınlık

 

Dergimizin kıymetli okuyucuları;

Bu günler kurban bayramına hazırlık günleri ve bu ayın başı da kurban bayramı olduğu için ana konumuzu kurban ibadeti, kurban ibadetinin mahiyeti olarak belirledik. İlk iki yazarımız konuyu bu minval üzere sizlerin faidesine sunmaya çalıştılar. Biz ise konumuzu kurban kelimesinin asıl manası olan kurbiyyet, yani Allah’a yakınlık üzerine hazırlamaya çalıştık.

Rabbimiz Teala hazretleri Kur’an-ı Kerimi’nde: “Andolsun ki, insanı biz yarattık, nefsinin onu ne ile vesveselendirdiğini biliriz ve biz ona habl-i veritten (şah damarından) daha yakınız.” (Kâf 16) buyuruyorlar.

İsmail Hakkı Bursevi hazretleri (ks) ayeti tefsirinde: “Ayette geçen ‘habl’ kelimesi (ki bu sözlükte ip manasındadır), şekil açısından ipe benzeyen bir damardır. ‘Verîdân’ da boynun iki tarafını saran kalpteki atar damara bağlı olan, kesildiğinde insanın ölümüne yol açan iki damardır.

Müfredat’da: ‘Verîd’ ciğere ve kalbe bitişen damardır. O halde biz ona şah damarından yakınız sözü, ruhunuzdan yakınız denilmektedir.” buyurmaktadır.

Allah Teala (cc) hazretleri insanı yaratırken kendi ruhundan üflediğini buyuruyor. Bu Halıkımız’ın (cc) bizi kendi zatı için seçtiğini gösteriyor. Bize üflenen bu ulviyetin zayi olmaması için de âdeta bizi görüp gözetme açısından kalbimize saniyede yetmiş kere nazar buyuruyorlar. Amandır kulum üzerindeki emaneti ilahiyi zayi etmesin. Zaten insandaki bu ulviyetin sebebiyledir ki, O (cc) bizi cennet gibi ulvi ve tertemiz mekanda yarattı. O mekan bizim aslî vatanımızdır. Hikmeti icabı Rabbimiz (cc) babamız Hazreti Âdemin bir zellesi üzerine bizi süfli olan dünyaya gönderdi. Fakat tabiri caizse nefsimize uyduğumuz halde, hevamıza tabi olduğumuz halde yine de gözünü bizden ayırmadı. O her zaman bize bizden yakın oldu. Günah çukurlarında da olsak, gaflet içinde yüce zatını unutsak da O (cc) hep bizi bekledi. Ne kadar isyan etsek de bizi aç susuz bırakmadı. O’nu (cc) inkar ettik, ortaklar koştuk, celallenip canımızı almadı. 

Fakat O bizi hep beklerken biz O’nu ötelerin ötesine gönderdik. Bazılarımız “Göklere karışabilir, yağmur yağdırsın, bolluk bereket göndersin, ama bizim işlerimize karışmasın!” dedik, bir kısmımız, “Peygambere vahyetti, O’na (sav) bir kitap gönderdi. Sonra hiç bir şeye karışmadı.” dedik. Müslümanlar olarak el birliği ile Rabbimizi kendimizden -lâ teşbih- uzaklaştırdık. 

Hâce Hazretleri (ks) konuyla alakalı bir sohbetlerinde “Herkes Allah’ı arşta, kürste arıyor. Kimse Allah’ı gönlünde, kalbinde aramıyor. Kimse demiyor ki Allah kalbimdedir, Allah damarımın içindedir, Allah kanımda dolaşıyor, herkes Allah arşta, kürste, levhde, kalemde... Ara babam ara. Onun için diyorum: “Allah adamın elinden tutar kapı kapı gezdirir, kendini aratır sana.” Allah adamın elinden tutuyor, adam kapı kapı geziyor Allah arıyor. Bir gün olurda içindeki sırrı ilahiye vakıf olurda, Halıkı’nın kendine ne kadar da yakın olduğunu anlarda aslına döner diye hep bekledi.” buyuruyorlar. 

Rabbimiz (cc) hazretleri bir başka ferman-ı ilahisinde Habibine hitaben buyuruyorlar ki; ”Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.” (Bakara 186)

Biraz insaf ve iz’an sahibiysek şu hitab-ı izzetteki inceliği anlamak durumundayız. Kudret ve kuvvet sahibi, arşın ve kürsün, var olan her şeyin sahibi olan Allahımızın kullarına şefkat ve merhametine bakınız. Bize yakın olduğunu, her an imdadımıza yetişeceğini ve bizimle her an ilgilendiğini ne kadar güzel buyuruyorlar. Bizler müminler olarak bu hitabın altında ezilmeliyiz.

Oysa günümüz müslümanlarının bir kısmı müsteşriklerin bile yapamadığı kadar yaratıcılarına yakıştırmalarda bulundular. Haşa geleceği bilemeyen, yoktan bir şeyi var edemeyen, kullarını sevemeyen bir ilah tablosu ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Sadece merhamet yönünü ortaya çıkarıp batılıların Noel babasına benzer bir ilah gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunların neticesinde de bize çok yakın olduğunu buyuran Allahımızı bizden uzaklaştırıyorlar. 

Ayetin devamında bu yakınlığı anlayanlar için: “Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.” buyruluyor. Yani bu yakınlık sırrına erişenler bizden ne isterlerse alabilirler. Bu sırrı anlayamayanlar ise çaputtan, mumdan, dünya adamlarından medet ummaya çalışırlar.

Netice olarak yakınlık sırrına ulaşmanın yolu nedir? Zaten bize yakın olan Rabbimizi kendimize nasıl yakınlaştırabiliriz? 

Bu soruların cevabını da yine Allah Teala (cc) buyuruyorlar: “0nun için her kim Rabbinin yakınlığını arzu ederse salih bir amel işlesin ve Rabbinin ibâdetine hiç bir şirk karıştırmasın.” (Kehf 110)

Bu hitab-ı izzette de Rabbimiz yakınlığın anahtarını bizlere sunuyor ve buyuruyor ki, bize yakın olmak için öncelikli olarak salih amel işleyeceksiniz. Salih amel nedir? Elbette ki salihlerin amelidir. Yani bütün amellerini ıslah etmiş, kulluklarının tamamını likasına eriştikleri Rablerine tahsis etmiş insanı kamillerin amellerini işlemek Hak Teala’nın hoşnut olduğu salih amellerdir.

Konuyla alakalı yine Hâce hazretleri buyuruyorlar ki, Cenâb-ı Hak: “Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz.” (Nur 37) buyuruyor. 

Artık Allah ile aralarına hiçbir şey girmez. Yakınlıkta bir tabir vardır. O kadar yakınız ki aramızdan su sızmıyor. Teşbihte hata olmasın Cenab-ı Hak ile öyle olur. Aralarından gaflet suyu sızmaz. O kadar yakın olurlar. Ama insan bu hedeflerini ciddi bir şekilde belirleyip, üzerinde durmalı, bunlardan taviz vermemeli, bunlar onu suni arzulardan, sufli isteklerden, dünyevi kâbusların tamamından beri eder, temizler.”

Netice-i kelam olarak acizane kanaatimiz şudur ki, bu yakınlık sırrı bir ilahi nasib meselesidir. Fakat bu nasibi biz bilemeyiz. Mademki, O bize şah damarımızdan yakın olduğunu buyurmuş biz müminler olarak fert fert bu niçin ben olmayayım şuuruyla hareket etmeliyiz. Çünkü bu yakınlık da herkes için aynı değildir. Mesela peygamberler için bu yakınlık farklıdır, veliler için farklıdır, avam, nas için farklıdır. Bu manada peygamberler seçilmiş oldukları için müstesnadırlar. Fakat diğer insanların anlayışları ve amelleri ile Hakk’a yakınlıkları derece derecedir. Bunun içindir ki, yaratılmış her insanın bu manada bir kabiliyeti vardır. Mühim olan bu kabiliyetin açığa çıkarılması için gayret sarf etmek ve bu gayreti sarf ederken de bu yakınlığı hakke’l-yakîn elde etmiş olan salihlerden yardım almaktır. Bizim kanaatimiz budur.

Cenab-ı Hak bizi zatına yakın kullarından ayırmasın ve kendisinde Allah’a (cc) yakınlık arzusu bulunanları salih kullarına idhal eylesin.

Amin...

 

Yazar:  Vahdettin Şimşek

 

Bu kategoriden diğerleri: « İNSAN KÂMİL OLUNCA DEĞERİNİ BULUR

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort