JoomlaLock.com All4Share.net

GÖNÜLLERİ SULTANSIZ BIRAKMA YA RABBİ

Gönülleri Sultansız Bırakma Ya Rabbi

Gönülleri Sultansız Bırakma Ya Rabbi - Fatih YILDIZLI

Sayı : 111 - Mart 2017

 

Gönülleri Sultansız Bırakma Ya Rabbi

 

Torun, mutlaka dedeye benzer, onun yolunda ilerler.

Anadolu’ya geldiğimiz ilk andan itibaren yükümüz ağırdı hep, Ahmet Yesevi Hazretleri’nin kutlu nefesini Rum diyarına taşıyan atalarımız, günah kokan bu toprakları, şehit kanıyla sulayarak cennet parçası bir yurda çevirdi biiznillah! 

Gönül Sultanları, Anadolu’yu karış karış düzenledi. Kah Hacı Bektaş-ı Veli, kah Mevlana, kah Yunus Emre Hazretleri, bize bu yurdu çok gören çapulcu sürülerine karşı merhem oldular, onların çıkardığı yangını söndürdüler. Allah’a, Habibi’ne olan bağı hep diri tuttular, yoksa diner miydi o acı ve ızdırap dolu fırtına? Gönül Sultanları’na gönlünü bağlayanlara ise müjdeli yıllar ve yollar bahşedildi, müslümanlara kutlu ve uzun bir saltanat verildi. Allah, dostunun elinden tutanları yakmaz, yakmadı da elhamdülillah! Cenabı Hak, o tertemiz yürekleri, idare edecek kavi iman dolu sine sahibi sultanları da vazifelendirdi. O sultanlar, Gönül Sultanları’nın izinden gitti her daim, ne dedilerse baş tacı bilip ikiletmediler. Çünkü onlar Rasulullah’ın varisiydiler ve onlara itaat Rasulullah’a itaatti, bu istikametten sapılmadan yüzyıllarca ilerlendi. İman, arttıkça imtihan da arttı; geçilen imtihan açılan yeni bir imtihan kapısıydı. Olsun, o da artan iman derecesinin müjdesiydi. Gidenler şehit, kalanlar gaziydi artık! Hedef iman nuru olmayan daha çok toprağa, cennet kokusu yaymaktı, üç kıta cennet kokmaya başladı. Çünkü dedelerimiz şehit düşmüştü o diyarlarda ve nerede bir şehitimiz varsa bu, orada söz hakkımız var demekti. 

Ve devran değişti!...

Konuşamaz olduk, sözümüzü kestiler önce, sonra hepten susturmak istediler, kısmen de başardılar. Osmanlı yıkılınca, adına çağdaşlaşma denilen virüsle köklerimizden koparmaya çalıştılar. Yiğit düşmüştü ya artık bir lokmada yiyeceklerdi bizi. Her taraftan üzerimize üşüştüler, her uzvumuzu kestiler lakin elimize dokunamadılar çünkü o eller Allah dostlarının ellerine değmişti ve Allah, dostunun elini tutan elleri, dostlarının hatrına yine yakmadı! Gönül sultanları yine sahnedeydi, bu sefer yiğidi düştüğü yerden kaldırmaktı görevleri, bu seferki düşman Moğol’dan, Bizans’tan daha tehlikeliydi, adı nefis olan bu düşman ta ruhumuzu ele geçirmişti. Çağdaşlaşma virüsünü yayanlar, Sünnet ve Kur’an ile olan bağımızı koparmak istediler ve maalesef ciddi anlamda istedikleri olmuştu lakin panzehir mevcuttu. Çünkü Rasulullah’ın varisleri görevlerinin başındaydı, hiç yorulmadan irşada devam ettiler, imtihanları ise çok ağırdı çünkü imanları kaviydi!

İlmek ilmek dokudular, gönüllere yeniden nakşettiler bütün güzellikleri, sabrettiler, eksilenlerin, dökülenlerin yerine yenisini eklediler. Hiç bitmeyecek bir kaynağın varisiydi onlar, o yüzden hep cömertçe ikram ettiler. Aç bırakmadılar ruhları, tıka basa yemekten çatlamak üzere olan nefisler karşısında! Yiğit düşmüştü evet, ama yattığı yerde nihayet gözlerini açmıştı artık ve sıra doğrulmaktaydı. Hamle yaptı, Ya Allah diyerek. Lakin etrafı leş kargalarınca çevrildi derhal, dedeleri kadar acımasız ve nasipsizdi insanlıktan bu caniler de. Dedesine benzeyen onlar değildi ya sadece. Bu bir bayrak yarışıydı ve yiğitlerin torunları da artık meydandaydı. Gönül sultanları, son ilmekleri atmış, bozulan nesli toparlamışlardı, o karanlık geceyi aydınlatan nur olmuştu her biri. Selahaddin Eyyubi’nin askerleriydi adeta hepsi, zira 15 Temmuz, Kudüs’ün haçlılarca işgalinin yıldönümüydü ve Selahaddin’in torunları bu işgale dur demeliydi. Dedesine benzeyen sadece onlar değildi. Cennetten kendi torunlarını izleyen dedeler de torunlarıyla birlikteydi. Allah, dostlarının elinden tutanları yakmadı o gece. Nasipli 241 kardeşimize şehadet şerbeti içirip milyonlarca toruna da gazilik ünvanı bahşeyledi. Bayraklar, kefen oldu; abdestler zırhtı üzerimizde. Gönüller, Allah’ın kudret parmakları arasında hep aynı istikametteydi: Ya şehadet ya istiklal! O gece binlerce yıllık hesabın tarafları yine karşılaştı ve Habil’in evlatları, Kabil’in hoyratlarını alt etti Allah’ın izniyle! Tarih, Hira’dan inen tokatla sendeleyen Olimpus’un çığlıklarını not etti! Şunu da ekledi tarih: Aşağı yukarı yüz yıldır boş olan meydana artık yiğit dönmüştü, ilk icraati de 24 Ağustos’ta bundan tam beş yüz sene evvel dedesi Yavuz Sultan Selim Han’ın yaptığı gibi Suriye’de zulme müdahale etmek oldu. Dedik ya torun, dedesine benzer!

Ey müslüman! Şu koca dünyada Hak olan bir yolun, hedefe ulaştıracak da iki seçeneğin var: Ya dinin, devletin, vatanın, milletin, ezanın ve bayrağın için şehit düşeceksin ya da bu şerefli vazife sana verilmişse bu kutsal değerler için yaşayacaksın! Her nefsin ölümü tadacağı bu fani dünya hayatını sonlandırırken bunlardan başka güzel son yok!

Allah; yüce devletimizi ve aziz milleti-mizi kıyamete kadar din-i mübin, Kur’an-ı Hakim ve sünenat-i seniyye istikametinden ayırmasın, ümmet-i Muhammed’e baş ve muhafız eylesin. Mazluma, zırh; zalimin tepesine inen kılıç eylesin!

 

Yazar: Fatih YILDIZLI

 

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort